2 Haziran 2025 Pazartesi

Karıncalar //Jocelyne Baronne

Ne yazık ki küçük bir olayın kalpte yarattığı büyük etkiyi bu kadar güçlü anlatan metinlere nadiren rastlanır. Jocelyne Baronne’un bu hikâyesi, yalnızca yaratılanı gözlemlemenin değil, onun içindeki görünmez dersleri fark etmenin de ne kadar derin bir farkındalık yaratabileceğini gösteriyor:
Bir sabah doğada erken uyanırken, beni şaşırtan bir şey fark ettim.
Bir gün önce açık bırakılmış beş litrelik bir su şişesine onlarca karınca düşmüştü. Şeffaf suda kaotik şekilde kıvrılıyorlardı, sanki her biri hayatta kalmak için mücadele veriyordu.
İlk başta birbirlerini boğduklarını sandım — bazıları kurtulmak için diğerlerini feda ediyormuş gibi geldi.
Bu düşünce beni tiksindirdi ve müdahale etmemeye karar vererek uzaklaştım.
Ama iki saat sonra merak ağır bastı ve yeniden şişeye baktım.
Hayretim tarifsizdi: karıncalar hâlâ yaşıyordu! Üstelik bir canlı ada oluşturmuşlardı — bir piramit gibi, bazıları diğerlerinin üzerine çıkarak yüzeyde kalıyorlardı, adeta bütün bir koloni halinde.
Nefesimi tuttum ve izlemeye başladım. En alttakiler gerçekten suyun içindeydi ama bu sonsuza kadar sürmüyordu. Bir süre sonra üstteki karıncalar gönüllü olarak aşağı iniyor, yorgun olanlar ise yukarı çıkıyordu.
Hiçbiri önce kendini kurtarmaya çalışmıyordu. Tam tersine, herkes en zor yere gitmeye çabalıyordu.
Bu koordineli yardımlaşma sistemi beni derinden etkiledi.
Dayanamadım.
Şişenin ağzından geçebilecek bir kaşık buldum ve dikkatlice içine soktum.
Kurtuluşu gören karıncalar paniğe kapılmadan, tek tek çıkmaya başladılar.
Her şey yolundaydı… ta ki içlerinden biri, yorgunluktan kapağa ulaşamayıp tekrar suya düşene dek.
Ve sonra, hayatım boyunca unutamayacağım bir şey oldu.
Son karınca, neredeyse dışarı çıkmışken, aniden geri döndü.
Adeta şöyle diyordu: “Dayan kardeşim, seni terk etmeyeceğim.”
Suyun içine daldı, boğulmak üzere olan arkadaşına sıkıca sarıldı. Ama onu tek başına yukarı çıkaramadı.
Dayanamadım, kaşığı yaklaştırdım ve ikisi birden, canlı bir şekilde, birlikte dışarı çıktılar.
Bu olay beni herhangi bir filmden ya da dostluk ve fedakârlık üzerine yazılmış kitaptan daha çok etkiledi.
İçimde bir duygu fırtınası koptu:
Önce karıncaları duygusuz yaratıklar sandığım için bir kınama,
Sonra dirençlerine karşı hayranlık,
Disiplinlerine ve cesur fedakârlıklarına karşı derin bir saygı…
Ve en sonunda, utanç.
İnsanlık adına utanç.
Çünkü biz, iyiliğin peşinde koşarken birbirimizi kaybediyoruz.
Zayıf olanı kurtarmak için geri dönen çok az kişi var.
Canlı köprüler kurmak yerine duvarlar örüyoruz.
Eğer karıncalar — bu küçücük varlıklar — böyle bir yardımlaşma ve özveriye sahipse,
biz neden bu kadar sık başkasının acısına kulaklarımızı tıkıyoruz?
O gün bir şeyi anladım:
Gerçek güç birlikte olmaktan geçiyor.
Ve eğer bir insan hâlâ nasıl yaşanacağını bilmiyorsa, gitsin karıncalardan ilham alsın.

— Jocelyne Baronne 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Oğuz Atay

Cennet muhallebiden duvarlar demek değildir sayın yetkili. Cennet insanların birbirlerini dinlemeleri demektir, birbirlerine aldırmaları, bi...